Köpekler

gnekle-4.jpg
fda-5.jpg
rarket-dijital-3.jpg
cinekle-2.jpg
agzotik-2.jpg
darket-dijital-2.jpg
bda-1.jpg
egzotik-4.jpg

KÖPEK ve KEDİLER İÇİN ON TEHLİKELİ YİYECEK VE MADDE !


Xylitol

Sakız, şeker, nane şekeri, diş macunu ve gargara gibi ürünlerinde bulunan yapay bir tatlandırıcıdır.

Bu hipoglisemi ( kan şekeri düşüklüğü ) yol açan vücutta insülin ani bir salınımına neden olur. , xylitol köpekler için zararlıdır. Ksilitol köpeklerde karaciğer hasarına neden olabilir.

Yedikten sonra 30 dakika içinde, köpek kusma olabilir, uyuşuk ( yorgun ) , ve / veya koordinasyonsuzluk. Ancak, toksisite bazı işaretler de saatlerce, hatta birkaç gün gecikebilir. Tedavi edilmediği takdirde köpeklerde xylitol toksisite ölümcül olabilir.

Bu xylitol kediler için toksik olup olmadığı bilinmemektedir.

ÇİKOLATA, KAHVE ve KAFEİN

Çikolata, yeterince büyük miktarlarda köpekler için zehirli bir kimyasal teobromin içerir . Çikolata aynı zamanda kahve, çay ve bazı alkolsüz içecekler bulunan kafein içerir. Çikolata farklı türleri teobromin ve kafein farklı miktarlarda içerir. Sütlü çikolata yok daha Örneğin, bitter çikolata ve pişirme çikolata bu bileşiklerin daha içeren, bir köpek hasta olmak için daha fazla süt çikolata yemek gerekir bu yüzden. Ancak, çikolata hatta birkaç gram küçük bir köpek hastalığa neden için yeterli olabilir, bu nedenle çikolata miktarı ne olursa veya tür yemek için bir köpek için "güvenli " kabul edilmelidir.

Çikolata toksisite kusma, ishal, hızlı veya düzensiz kalp hızı, huzursuzluk, kas titreme ve nöbet neden olabilir. Ölüm alımından 24 saat içinde ortaya çıkabilir.

Üzüm

Üzüm ve üzüm kedi ve köpeklerde akut ( ani ) böbrek yetmezliğine neden olabilir . Bu netoksik madde bu meyve bilinmemektedir.

Klinik belirtiler yeme 24 saat içinde ortaya çıkar ve kusma , ishal , ve uyuşukluk ( yorgunluk ) içerebilir . Hastalık diğer belirtileri böbrek fonksiyonları nihai kapatma ile ilgilidir.

Avokado

Avokado ağaç yaprakları, meyve ve bitki kabuğu zehirlidir. Köpek ve kedilerde klinik belirtiler kusma ve ishal gibi.

Sarımsak ve Soğan

Sarımsak ve soğan kimyasal maddeler içerir kedi ve köpeklerde zarar kırmızı kan hücreleri. Etkilenen kırmızı kan hücreleri yırtılması olabilir ya da etkin bir oksijen taşıma yeteneğini kaybeder. Bu gıdaların pişirme potansiyel toksititesini azaltmaz. Taze, pişmiş veya toz sarımsak ve soğan yaygın onlar hasta olduğunda bazen hayvanlara verilir bebek maması, bulunan, bu nedenle gıda etiketleri dikkatle okuyun.

Macadamia Nuts

Macadamia, fındık şeker ve çikolata yaygındır. Macadamia ve fındık toksisite mekanizması tam olarak anlaşılamamıştır.

Köpeklerde klinik belirtiler depresyon, halsizlik, kusma, titreme, eklem ağrısı ve soluk diş etleri dâhil değildir. Klinik belirtiler yedikten sonra 12 saat içinde ortaya çıkabilir. Bazı durumlarda, işaretler 24 ila 48 saat içinde tedavi olmadan çözmek, ancak hasta izleme şiddetle tavsiye edilir.

ÇİKOLATA KÖPEĞİNİZİ ÖLDÜREBİLİR

Çikolata ve Theobromine

Cikolata sevmeyen, yemeyen yok gibidir. Cocuklarin ve depresif kisilerin cok sevdigi bir yiyecek olmasinin yanisira ilginc de bir gecmise sahiptir.

Her sabah ve aksam cikolata kokulari ile karsilasan biri olarak, cikolata ile ilgili yazi yazmakta geciktim bile denebilir.

Önce theobromine den bahsedeyim biraz. Cikolatanin icinde bol miktarda bulunan ve bir cesit alkaloid olan Theobromine aslinda hepimizin bildiği kafeinin çok çok benzeri bir moleküldür.

Aslinda cikolata yapiminda kullanilan kakaonun ana alkaloidi olan ve bol miktarda bulunan theobromine`nin ismi, kakao bitkisinin latince isminde gelmektedir. theobroma cacao.Theobromine`in insanlar üzerindeki etkisi kafeine cok benzer ama daha az etkilidir. Hafif diüretik (isetici etki diyelim buna biraz amiyane bir tabirle) ve uyarici etkiye sahiptir. Bu özelligi sayesinde ilac olarak kullanilmasinin yanisira, damarlarini genisletme özelliginden dolayi yüksek tansiyon tedavisinde de kullanilir.

Ancak ilginctir ki, theobromine köpekler ve atlar icin toksik etki göstermektedir. Bunun sebebi köpeklerin ve atlarintheobromine`i cok yavas metabolize etmesidir. (insanin neredeyse iki kati yavaslikta) Vücutta uzun süre kalmasinin ne gibi bir etkisi oldugunu tam bilmiyorum ama fazla kalan her madde gibi bir sekilde toksik etki göstermektedir.

Farkli cikolatalar farkli miktarlarda theobromine icermektedir. Tahmin edilebilecegi gibi bitter cikolatlar icerdigi yüksek kakao oranindan dolayi yaklasik 10g/kg theobromine icermekte, sütlü cikolatalarda ise bu deger 1-5 g/kg arasinda degismektedir. Köpekler icin toksik etkisi köpegin büyüklügüne ve yedigi cikolata miktarina ve cinsine bagli olsa da (örnegin 5 kg olan bir köpek icin yaklasik 300g sütlü cikolata zehirli etki yapmaktadir.)en iyisi hic cikolata vermemektir.

KEDİ VE KÖPEKLERDE TETANOZ HASTALIĞI

C. tetani : gram pozitif spor oluşturabilen anaerobik bir bakteridir. Etkenin sporlarının yara ile vücuda girişi ve etkenin çoğalmasıyla beraber bakteri tarafından oluşturulan nöyrotoksin, tetanoz hastalığını oluşturur. Köpeklerin bu toksine, insan ve atlara oranla en az 100 defa, kedilerin ise köpeklere oranla 12 kez daha dirençli olduğu bildirilmiştir. Bu doğal dirençten dolayı köpek ve kedilerde tetanoz daha az görülmektedir.

Etiyoloji : C. tetani, sporları çevre şartlarına dayanıklı. Zengin ve nemli toprak başta olmak kaydıyla heryerde bulunabilir. Sporlar vücuda kontamine yaralardan girerler.

Fizyopatoloji : Nöyrotoksin beyin ve medulla spinaliste inhibitör etkisi olan internöyronlara dönüşümsüz olarak bağlanarak glisin ve gama-aminobutirik asit (GABA) salınımını engeller. Tetanozdan kurtulmak yeni akson terminallerinin oluşmasına bağlıdır.

Patogenez: C. tetani sporları organizmaya derin yaralar, enjeksiyonlar, göbek kordonu, kastarasyon yaraları yoluyla girer ve buralarda üreyerek eksotoksin (nörotoksin) meydana getirir. Kültür ortamlarında 36-39 derecede enfekte yaralarda olduğu gibi nörotoksin sentezler. İnkubasyon periyodu 5 gün ile 3 hafta arasında değişir. Yaralanmalar, kastrasyon, operasyon aletlerinin sporlar ile enfekte olması, göbek kordonu, aseptik enjeksiyonlar, vurma ve çarpma yaraları, operasyon yaraları yolu ile mikroorganizma vücuda girter ve anaerobik ortam bularak vejetatif hale geçerek egzotoksin açığa çıkarır. Tetanospazmin, tetanolizin ve nonspazmojenik toksin olmak üzere üç tür egzo toksin salgılar. Tetanolizin lokal doku nekrozunu arttırır ve antifagositiktir. Non-spazmojenik toksin periferik sinir sisteminde paralize neden olur. Tetanospazmin periferik sinirlerin aksonları yolu ile ascendens olarak yayılır ve nöyronlar arası iletiyi irreversible olarak inhibe ederek, nöyrotransmitter maddeler olan glisin ve gama-aminobutirik asit (GABA) salgılanmasını bloke eder. Sonuçta normal motor refleksler inhibe edilir ve tetanik kontraksiyonlar meydana gelir. Çizgili ve düz kaslar kasılır. Toksin üç hafta süre ile bağlı kalır.

Semptomlar: Aşılamanın olmaması ve yara anemnezi hastalıktan şüphelenmek için yeterli olmakla beraber, klinik muayenede herhangi bir yara bulunmayabilir. Hatta yara kabuk bağlamış olabilir veya hiç bir yara izi yoktur. Köpkelerde tetanoz hastalığı lokal veya genel tetanoz şeklindedir. Yara oluşumundan 5 veya 10 gün sonra semptomlar birden bire ortaya çıkar. Yem almada ve su içmede güçlük , kas gruplarında sertleşmeler, tutuk ve dengesiz yürüyüş, terleme başlangıç semptomlardır. Köpeklerde tetanoz lokalize semptomlarla karakterize (lokalize tetanoz) olabilir. Bu durumda çene kilitli olup yaranın tersi ekstremitelerde semptomlar şekillenir. Ancak lokalize tetanoz generalize tetanoz haline de dönüğşür. 24- 48 saat içinde baş ve boyunda gerilme, ekstensor ve fleksor kasların beraberce kontraksiyonu sonucunda ekstremiteler bükülemez. Bu durdaki köpek ve kedi ayakları üzerinde duramaz. Laterolateral pozisyonda, baş ve boyun geride yatarlar. Çene kilitli (trismus- lock jaw) olup, yem ve su alınamaz(disfagia). Burun delikleri ve gözler (egzoftalmus) açılmıştır. Opistotonus ve generalize konvulziyonlar mevcuttur. Baş ve boyun kaldırıldığında palpebra tertia göz küresinin önünü kapatır. Bu semptom tetanoz için patognomik semptoımdur. Sempatik sinir sisteminin uyarılmasına bağplı sancı hali vardır. Kuyruk kalkık, karın çekik olup, miktirasyon ve defekasyon durmuştur. Dispnea hbelirtileri görülür. Uyarılara karşı aşırı duyarlılık söz konusudur. Ses ve gürültüye bağlı olarak eksitabl hale gelmiştir. Kaslar tahta gibi serttir. Yatar pozisyondaki hayvanları ayağa kaldırmak mümkün değildir. İki üç gün içinde hipostatik pnömoni gangrenli pnömoni ve intercostal kas paralizi sonucunda solunum kasları paralizinden hayvan ölür. Tetanozlu hayvanlarda klinik muayene ihtiyatla yapılmalı enjeksiyonlar ve sondalama işlemleri yapılırken dikkatli olunmalıdır.

Ayırıcı tanı: Kaslarda lokal veya generalize sertleşme ve buna bağlı olarak gelişen belkirtiler tetanoz için spesifiktir. Kuduz, travma ve özellikle merkezi sinirsistemi travmaları ile karıştırılabilir.

Tanı: Anemnez olarak son zamanlarda yaralanma ve muayene ile vücutta yara olup olmadığı öğrenilir. Yaranın bulunması ve klinik belirtilerin tetanoz ile örtüşmesi tanısal anlamda önemlidir. Hematolojik olarak sadece nötrofilik lökositoz görülür. Generalize kas spazmı görülen hayvanlarda kreatinkinaz (CK) düzeyi yükselebilir. Tanıda tetanoz toksinine karşı oluşan antikorların titresinin belirlenmesi önemli bir kriterdir. Fakat bu test kliniklerde kullanılmamaktadır. Ayrıca yaradan C. tetani izolasyonu çalışmalarının tanısal bir değeri yoktur. Çünkü etken yarada az sayıda bulunmakta ve izolasyonu çok iyi anaerobik şartlarda bile 12 gün sürebilmektedir.

Tedavi : Klinik belirtiler görüldükten sonra, oluşan klinik belirtilerin kaybolmasına yönelik yoğun destekleyici tedavi uygulanır. İyi koşullardaki bir hastanede tedavi yaklaşık hergün 24 saat dikkatli gözlem ve bakım olmak kaydıyla 3-4 hafta sürer. Bu sürede aşağıdaki uygulamalar yapılabilir.

Destekleyici ve Dikkatli Bakım: Tetanoz oluşan hastada hastanın uzun süre bakımı ve desteklenmesi önemli bir noktadır. Hastalar sessiz ortamda tutulmalı ve dekubitis oluşumunu önlemek için yatakları yumuşak olmalıdır. Birçok hayvanda yeme ve yutma zorluğu oluştuğu için beslenmeye gereksinim vardır. Tüple beslenen hayvanlarda aspirasyon pnömonisine dikkat edilmelidir. Gaita ve idrardan dolayı ortamın pislenmesi ve buna bağlı olarak yaraya bulaşabilecek patojenler önlenmelidir. Generalize tetanoz olgularında hipertermi ve kas spazmları oluşabileceği için bu duruma karşı dikkatli olunmalıdır. Sedasyon ve kas geveşticilerinin 24 saat etkili olması ve bazı olgularda bu ajanların 2-4 hafta süreyle kullanılmasının zorunlu oldğu unutulmamalıdır. Tetanozlu hastalarda hietal fıtık ve megaözefagus oluşabileceği için hasta bu yönden korunmalıdır. Ayrıca sepsis ve larinks spazmına bağlı solunum güçlüğünün oluşabileceği hatırda tutulmalıdır.

Prognoz : Hastalığın prognozu generalize bir durumun olup olmadığına ve buna bağlı olarak gelişen klinik belirtilerin şiddetine bağlıdır. Sadece bacakların etkilendiği oldularda prognoz daha iyidir. Ayrıca tedavinin uzun süremesi ve buna bağlı olarak yapılacak harcamalar da prognozu etkileyen faktörlerdir.

Koruma ve Önlem: Tetanoza karşı toksoid aşı vardır. Köpekler ve kediler doğal olarak C. tetani’ye karşı dirençli oldukları için bu aşı korumaya yönelik rutin olarak kullanılmamaktadır. Aşı daha çok hastalığın akut seyrettiği köpeklerde kullanılmaktadır.

Halk sağlığı açısından önemi : Kedi ve köpeklerde görülen tetanoz olguları zoonotik değildir.

İsmail C. Yücel

VETERİNER HEKİM
Kırklareli-2013

KÖPEKLERİN ÖLDÜRÜCÜ VİRAL HASTALIKLARI

Genç bir köpeğin ölümüne neden olabilecek üç hastalık, distemper, leptospirosis (bulaşıcı sarılık) ve bulaşıcı hepatittir.

Distemper

(Gençlik hastalığı) Aşılanmalıdır. Köpeği bu öldürücü hastalıklardan korumak için, ana sütünün sağladığı doğal savunmadan yoksun kaldığı zaman, yani sütten kesilir kesilmez, bu üç hastalığa karşı aşılanmak üzere derhal veterinere götürmek gerekir. (insanlara bulaşmaz

Virüs, sindirim ya da solunum yoluyla bulaşabilir. Bulaştıktan sonra günlerce kuluçkada kalır, daha sonra sindirim, solunum ve sinir sistemlerine yerleşerek bütün organizmaya yayılır.

Belirtiler, titreme, çevreye ilgisizlik, gözlerde kanlanma, öksürük ve çok yüksek ateştir. Köpek sahibinin hastalık bu noktaya gelmeden köpeğini aşılatmış olması gerekir. Aksi takdirde durum kötüdür.

Leptospirosis

Hastalık farelerden, fare idrarından (Leptospirosis icterohemorrhagia) ya da su havuzlarından geçer. Kenelerden de bulaşabilir. özellikle av köpeklerinde ve kırsal kesimde yaşayan köpeklerde görülür.

Bu hastalıkta da genel zayıflama, aşırı kusma ve yüksek ateş gibi belirtiler görülür. Yavru, doğumunu izleyen ilk aylarda aşılanmalıdır.

Hepatit

Köpeklere bulaşan ve enfeksiyonla seyreden üçüncü ağır hastalık bulaşıcı hepatittir.

Bir yaşın altındaki hayvalarda daha çok görülür. Hastalığa yakalanan köpeğin salyasında, idrarında, dışkısında, gözyaşlarında, yiyecek kabında virüs bulunur ve bir sokak köşesinde her zamanki koklama alışkanlığını sürdüren herhangi bir köpeğe kolayca bulaşabilir.

Enfeksiyon kronik olarak hasta köpekler ve sağlıklı sanılan, iyileşmiş, ama tehlikeli olmamakla birlikte virüsü hala taşıyabilen köpekler tarafından da bulaştırılabilir.

Hepatit virüsü karaciğere yerleşir, karın ağrısına, sarı renkli dışkıya, titremeye ve ateşe neden olur. Bu hastalık, köpek yavrusu iki aylıkken yapılan antihepatit aşı ile önlenebilir.

Kuduz

Distemper, hepatit ve leptospirosis köpeklerde görülen ama insanlara bulaşmayan hastalıklardır. Oysa sonuncu hastalığın nadiren de olsa insanlara bulaştığı bilinmektedir. Bu nedenle insanlar kuduzla daha çok ilgilenmişlerdir. Kuduz, köpeklerin ve öteki memelerinin yanısıra insanlara da bulaşabilir. Kuduz ısırma yoluyla geçer, bu nedenle esas olarak savunma amacıyla ısırma alışkanlığı olan etoburları etkiler. Bununla birlikte kuduz virüsü kan yoluyla beyne ulaşır ve burada hücre bozukluğuna yol açar. Kuduz hastalığına hidrofobi (su korkusu) de denir, çünkü hastalık nedeniyle, başka şeylerin yanı sıra dilin felç olması hayvanın su içmesini imkansız hale getirir.

Pek çok ülkede köpeklerin kuduza karşı aşılanması zorunludur. özellikle köpeğiniz eğer büyük kuduz taşıyıcıları olan tilkilerle dolu bölgelerde bulunuyorsa bu yükümlülüğü ihmal etmek kötü sonuçlara yol açabilir. Birleşik Devletler, İngiltere, İsveç ve Danimarka gibi ülkelerde, kuduz hastalığı neredeyse tamamen önlenmiştir, bu nedenle başka ülkelerden gelen köpekler altı ay karantinada tutulur.

PARAZİTLER ve BULAŞICI HASTALIKLARI

Ekinokokkosis ve Tüberküloz Köpekten insana geçen bir başka hastalık ekinokokkosistir. Hastalığa yol açan Echinocossus denilen bir bağırsak kurdurur. Bu hastalık insanlara içilen suyla, kökeni belirsiz etlerden yapılan yemeklerle ve diyeti tam olarak denetlenmeyen bir köpeğin insanın yüzünü yalamasıyla bulaşır.

Köpekler tüberküloza da yakalanabilirler. Eğer köpeğin efendisi tüberkülozlu ise köpek havada uçan zerreciklerle veya besinlerle bu hastalığa yakalanabilir. Tüberküloz basili dondurulmuş ette dört ay, kaynatılmış ette bir ay, kuru besin maddelerinde üç ay, tuzlanmış ya da tütsülenmiş besin maddelerinde tereyağında bir ay ,90 derece santigratta bir dakika ve güneş ışığında saatlerce canlı kalabilir Köpek sahibi, ister yavru ister yetişkin olsun köpeği aşılatmanın yanı sıra, onu pire ve kenelerden uzak tutarak, hasta hayvanlarla temasını önleyerek, özellikle yaz aylarında temiz tutarak hijyen kurallarına titizlikle uymalıdır.

Dış Parazitlere Karşı Mücadele

Parazit bir başka organizmanın içinde ya da üzerinde yaşayan ve onu tahrip eden bir organizmadır. Köpekler genellikle iç ve dış parazitlerden etkilenirler. Köpekte görülen dış parazitler, pire, bit, kene ve uyuzdur. İç parazitlere ise genel bir terimle solucan denir.

Pire herkesin tanıdığı bir parazittir. Bunlar sıçrayan, sürekli yer değiştiren ve kan emen böceklerdir. Köpek piresi Pulex serraticeps adını taşır ve insanda köpekteki kadar uzun süre barınamaz. Bununla birlikte insan kanını beğenmezlik de etmez. Ancak insan bir başka pireyle, Pulex irritants ile daha yakından tanışır. Her pire beşyüz kadar yumurta bırakabilir ve aylarca beslenmeden yaşayabilir.

Kene köpekler arasında özellikle koyunlarla birlikte yaşadıkları kırsal yörelerde oldukça sık görülen bir parazittir. Kene gözle görülebilir. Küçük bir karpuz çekirdeği biçimindedir. Kanını emmek üzere hayvanın derisine tutunur.

Kulakları Tutan Parazitler

Köpeklere gelen dış parazitlerin en kötüsü, uyuza neden olan scabies (uyuz)böceğidir. Deri, kabarcıklar halinde kırmızı döküntülerle kaplanır. Hayvanın tüylerini traş etmek ve veterinerin tavsiye ettiği şekilde ilaçlı sularla yıkamak, merhemlemek gerekir.

Bir başka tip böcek köpeğin kulaklarını tutar. Bu demodectic. Köpek başını sallayarak, kaşınarak ve çeşitli yollarla halinden şikayet ederek tepki gösterir. Geri çevrilmesi mümkün olmayan kulak iltihabını önlemek için köpeği hemen veterinere götürmek gerekir.

Çeşitli Solucan Tipleri

Solucanlar köpeklerde en yaygın biçimde görülen iç parazitlerdir. çeşitli solucan türleri vardır ve bunlar, bağırsak düğümlenmesine, bağırsak enfeksiyonlarına, organik bozulmaya ve zayıflamaya, bunların yanı sıra iştahsızlığa ( ya da bağırsak kurdu varsa doymak bilmez iştaha), kusma, mide bulantısı, epilepsi krizleri ve genel kaşıntıya neden olabilir. Tehlikelidir.

Solucanların varlığı hayvanın dışkısı incelenerek anlaşılabilir.Solucanlardan sakınmak için köpeğin öteki hayvanların dışkısıyla temas etmemesine, kirli su içmemesine, kirli ya da bozulmuş yiyecekler yememesine dikkat edilmelidir. Köpeğin besin ve su kapları her gün detarjanlı sıcak suyla yıkanmalıdır. Bütün bu önlemlere rağmen köpekte solucan olabilir. Pek çok köpek sahibi zaman zaman belirti göstersin ya da göstermesin köpeğinde solucan olabileceğinden kuşkulanır. çok farklı solucan türleri vardır ve bu nedenle farklı her solucan türüne göre farklı solucan ilaçları kullanılır. Eski bir tıbbi deyiş vardır: balık oltasıyla kaplan avlanmaz. Aynı şekilde, hiç kimse sıradan önlemlerle tenyaları ortadan kaldıramaz. Uygun tedaviyi ancak veteriner gerçekleştirebilir.

Order

Etçiller

Family

Canidae

Genus

Canis

species

familiaris

Boyut

Irka göre değişir

Ağırlık

Irka göre değişir

Vücut ısısı

100,4-102,2 derece F

Kalp hızı

Dakikada 70-130 vuruş (orta veya büyük köpekler daha yüksek kalp hızı olan yavru ve küçük köpekler)

Solunum hızı

Dakikada 10-30 nefes

Ayak parmakları ön

4

Ayak parmakları arka

4

Yetişkin Gıda tüketimi

Irk göre değişir

Yetişkin su tüketimi

Irk göre değişir

Kromozomlar

78

Gebelik dönemi

Ortalama 60-67 gün

 

 Ömrü:8-15 yaş genelde göre değişir